Deniz Şaman AFGANİSTAN, PAKİSTAN VE SURİYE KUŞATMASINDA BİR ÜLKE VE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI İLE GEÇEN GÜNLER… 1
Yazı Detayı
01 Ağustos 2022 - Pazartesi 00:44 Bu yazı 60 kez okundu
 
AFGANİSTAN, PAKİSTAN VE SURİYE KUŞATMASINDA BİR ÜLKE VE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI İLE GEÇEN GÜNLER… 1
Deniz Şaman
denizsaman@yerelinsesi.com
 
 

(Bu yazımda bahsettiğim örgütlerin; yasal zeminde sadece dini vecibelerini ve İslam’ın emirlerini yerine getiren ve bu noktada büyük alimler yetiştirmiş dergâh, tarikat ve vakıflarla hiçbir alakası yoktur. Yazım bu isimlerin altına sığınarak terör faaliyetleri yürütenlerle ilgilidir.)  

 

Bu gelen neyin ayak sesleri?

Öncelikle kendi içimize bakarak bir çözümleme yapalım. Ardından da Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı mültecilerle ilgili belli başlı bazı noktalara değinelim ve sonucu görmeye çalışalım.

 

Ülke de kamplaşma hiç bu kadar aleni ve açık bir halde yaşanmamıştı.

Otokrasiyi, teokrasiyi, komünizmi ve bilumum yönetim şekillerini isteyen herkes hızlı bir şekilde silahlanma derdinde. (Türkiye’de son yıllara kadar ruhsatlı silahlarda 200 olan mermi adedi bir anda yapılan değişikliklerle 2000 adede çıkartıldı.  Bu durum iyi niyetle, toplumsal ve bireysel talepler göz önüne alınarak yapılmış olabilir fakat bireylerin bunu nasıl kullanacağı da belirsizliğini koruyor ve endişe yaratıyor.) Belki de silahlandı bile.

Yıllardır bilumum yönetim şekillerini isteyen illegal örgütler zaten legal anlamda tarikat, dergâh, vakıf vb. şekillerde örgütlenmekte hem maddi hem de manevi anlamda güçlenmekte idiler. Öyle ki Devlete darbe yapacak kadar gözü kara ve güçlü hale gelmiştiler. Allahtan çok hızlı önlemler alınabildi de darbe girişimi bertaraf edilebildi.

Peki her şey bitti mi? Tabii ki hayır. Asıl şimdi başladı. Ne onlar Devlet erkini ele geçirmekten vaz geçecekler, ne de darbe girişiminde bulunmaktan. Onların amacı rejim değişikliği ve bunun içinde onlar açısından her şey mübah. Darbe süreci öncesinde onlar açısından sadece güç önemliydi ve bunun içinde güçlenme derdinde idiler. Bunu da Devletin tüm kurumlarına sızarak, konumlanarak yapıyorlardı. Fakat yaşanan darbe süreci gösterdi ki sadece bu güçle ne Devleti ele geçirebilirler ne de rejim değişikliği yapabilirler. Bunun en büyük engeli de hala Devlet içinde var olan Atatürkçü, Laik, Milliyetçi yapı. Evet bu yapıyı yıprattılar, tasfiye etmeye çalıştılar ama başaramadılar. Bu nedenle de şimdi farklı bir noktadan hareket etme çabasına giriştiler. Bu noktada hızlı bir şekilde silahlanmak…

Şimdi büyük bir felaket senaryosu düşünelim.

Yıllardır dinci örgütler ki bunların legal ayağı tarikatlar, vakıflar ve bilumum isimli derneklerdir. Sürekli taraftar adı altında militan yetiştirmektedirler. (Yetiştirilen bu militanların bazılarının IŞID, IBDA-C, HAMAS gibi bazı örgütlerin içlerinde de faaliyet yürüttükleri zaman zaman basına ve kamuoyuna yansıdı ama çabucak unutuldu.) Yetiştirilen bu militanların kullanılacağı alan bellidir.  Bu örgütlerin başındakiler kendi iktidarlarını ilan edebilmek için yarın öbür gün sokağa dökülmeyi, rejimi değiştirmeyi planlamaktadır ve bunun için de hızla silahlanmakta, kadrolarına askeri eğitim aldırmaktadır. Yarın öbür gün rejim değiştirilmek istendiğinde-ki bu kansız olamayacağına; Hiç kimse Devleti altın tepside bunlara sunmayacağına göre- mutlaka bu sokağa iniş kanlı olacaktır ve ülke büyük bir kaosa sürüklenecektir.

İllegal alanda birçok sağ yapılanma sürekli bir silah tedariki ve bu silahlarla eğitim derdinde değil mi?

Son günlerde patlak veren silahlı eğitim ve çalınan-alınan silah haberleri ve dedikoduları da tam da bu noktada yukarıdaki sorumuzun cevabı niteliğinde.

Darbe sürecinde askeriyeden dünya kadar silah kaybolmuş…

Gürcistan’dan 500 bine yakın silah kaçak yollarla Türkiye sınırından geçirilmiş…

Afganistan ve Pakistan’dan mülteci adı altında cihat savaşçıları getiriliyormuş…

Suriyeli gençlerden kendilerine yakın bulduklarını cihat için eğiten örgütler varmış…

Cübbeli Ahmet efendiye göre dini kullanan birçok örgüt silahlanmış…

Toplumun bazı kesimlerinde silahlanma yarışı çok hızlı bir şekilde sürüyormuş…

Ankara’nın göbeğinde özel bir firma silah eğitimi ve üretimi yapıyormuş vb. Vb. Bir sürü rivayet.

Belki de hepsi safsata, belki de değil. Ama önemli olan sürekli bir şekilde dedikodu kazanı kaynıyor ve ister istemez insanın aklına bir sürü felaket senaryoları geliyor.

15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşandı ve Allahtan bertaraf edilebildi. Fakat hala siyasi ayağına ulaşılamadı.

Şu anda yurdumuzda onlarca tarikat ve cemaat hüküm sürmekte ve bazı devlet kademelerinde de karşılık bulmakta. Tıpkı geçmişte Gülen cemaatine (FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNE) karşı olduğu gibi…

Peki FETÖ terör örgütü teröristte bunlar gerçekten masum mu?

Bu hususun Devlet erkince ivedilikle araştırılıp varsa suç unsurları da tespit edilip bertaraf edilerek kamuoyu ile çok hızlı bir şekilde paylaşılmalı. Yoksa dedikodu dolu cadı kazanının altındaki alevler önü alınamaz hale gelecek.

 

(Devam edecek…)

 
Etiketler: AFGANİSTAN,, PAKİSTAN, VE, SURİYE, KUŞATMASINDA, BİR, ÜLKE, VE, SAVAŞ, ÇIĞIRTKANLIĞI, İLE, GEÇEN, GÜNLER…, 1,
Yorumlar
Haber Yazılımı